RSS Takip: Haberler | Yorumlar

Rusya’nın seçimle imtihanı!*

Yorum yazın

Türkiye’de geçtiğimiz aylarda atlattığımız seçim atmosferi, Rusya’da daha henüz başlıyor. Önümüzdeki beş ay, Ruslar için tam bir seçim maratona dönüşecek. Önce Aralık-2011’de parlamento, üç ay sonra ise Mart 2012’de başkanlık seçimleri bekliyor Rus seçmenleri… Zaten, siyasiler de daha şimdiden bu havaya girmiş durumda. Parlamentodan ayrı olarak, Rusya Federasyonu’nun başkanlık seçimleri, gündemde daha önemli bir yer işgal ediyor. Süreç ve olası sonuçlar, sadece Rusya’da değil, dünya çapında bir ilgi ve merak konusu. Rusya’nın başkanlık seçimi, sadece bölge ülkeler tarafından değil, aynı zamanda tüm dünyadaki küresel aktörler tarafından da ilgiyle izlenecek. Nitekim daha şimdiden sürece ve muhtemel adaylara ilişkin spekülasyonlar, yeni Wikileaks belgeleri ortaya saçılmaya başlandı bile. Hatta uluslararası piyango şirketleri de uzun bir süredir, sonuçlar için bahisleri açmış durumda. Ülke dışında gelişmeler böyleyken, içeride başkanlık için adayların belirlenmesi konusunda halen bazı muammalar varlığını koruyor. Önümüzdeki seçimler Putin-Medvedev tandeminin geleceğini de belirleyecek. Seçimler sonrası oluşacak muhtemel siyasi hava hakkında bir öngörüde bulunabilmek için, muhtemel ve kesin adayların seçilme ihtimallerini ele alarak bir kıyaslama yapmak gerekiyor.

Putin veya Halk Cephesi!

Boris Yeltsin sonrası siyaseti toparlayan ve Rusların özlemini çektiği siyasal ve ekonomik istikrarı yeniden sağlayarak hem tabanın, hem de Rus elitlerinin (en azından belirli bir kısmının)  gönlünü kazanan Başbakan Vladimir Putin, şu sıralar tekrar Kremlin’e çıkmanın hesaplarını yapıyor. Malum, daha önce iki dönem üst üste başkanlık yapan Putin, önüne çıkan anayasal engelden dolayı bir dönemdir başkanlığı Medvedev’e bırakmak zorunda kalmıştı. Nihayet anayasal engelin de sona ermesiyle, şimdilik Kremlin için önümüzdeki dönemin en güçlü adayları arasında görünüyor.

Uluslararası Araştırma şirketlerinin geçtiğimiz Mart ayında yaptığı bir ankete göre, Ruslar önümüzdeki dönemde Kremlin‘de Putin’i görmek  istiyor. Temayül yoklamasının sonuçlarına göre, Rusların %27’si Putin’in Başkanlık seçimlerinde aday olmasını isterken, Medvedev’i isteyenlerin oranı %18’de kalıyor. Bu arada her iki siyasetçiyi de isteyenlerin oranı %16 iken, ikisini de istemeyenlerin oranı da %25 gibi azımsanmayacak bir seviyeye ulaşmış durumda.

Hal böyleyken, Başbakan Vladimir Putin de parlamento seçimlerini, bir süredir başkanlık seçimlerinin altyapısını hazırlamaya yönelik bir kampanyaya dönüştürmeye başladı. Post-Sovyet ülkelerinde son yıllarda pek moda olan, blok ve cephe oluşumlarına paralel olarak, Putin de parlamento seçimlerine geniş halk kesimlerinin desteğini alabilecek bir “Halk Cephesi” (Obşerassiyskiy Narodniy Front) kurarak girme niyetinde. Putin’in kurduğu “Halk Cephesi”ne şimdiden ülke çapında 800’ü aşkın kurum ve kuruluş desteğini açıklamış durumda. Bu Putin için önemli bir artı, zira eski başkan, seçimlerdeki iddiasını, biraz da parlamento seçimlerindeki başarısı belirleyecek.

Medvedev sona mı yaklaşıyor?

Tam burada mevcut Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev’in de konumunu irdelemek gerekiyor. Medvedev yaklaşık bir senedir, Kremlin için tekrar aday olacağının sinyallerini veriyordu. Zaten, dünyanın hangi ülkesine bakarsanız bakın, X+X tipi başkanlık modellerinde, görevdeki adaylar ikinci dönem tekrar seçilmeyi adeta bir prestij meselesi olarak görürler. Zira, ikinci kez güven tazelemek, aynı zamanda bir önceki dönemdeki icraatların da halk tarafından onaylandığı şeklinde yorumlanır genelde. Hal böyleyken, Medvedev de doğal olarak bir dönem daha Kremlin’de görevine devam etmeyi kendisi için adeta kazanılmış bir hak olarak görüyor. Gelin görün ki, Putin-Medvedev tandemi bağlamında yapılan görev paylaşımında, Medvedev’e verilen rolün sonuna da gelinmiş gibi görünüyor. Bunu geçtiğimiz günlerde Medvedev tarafından yapılan ve Rus basınında büyük yankı bulan; “Putin’in karşısına aday olarak çıkmam” açıklamasından artık iyice anlamış bulunuyoruz. Bir senedir sürekli adaylık sinyalleri veren başkanın adaylığına şimdiden ’Putin şerhi’ koymuş olmasını, sistemin ya da şartların “aktörleri bu duruma zorlamasıyla” açıklayabiliriz ancak. Rusya’yı iyi takip eden tüm gözlemcilerin üzerinde neredeyse hemfikir olduğu konulardan birisi de, Rus siyasi elitlerinin seçim öncesi ülkeyi bölecek ve belki de yeniden kaosa sürükleyebilecek böylesi bir siyasi ayrışmaya izin vermeyecekleri gerçeğidir.

Tabii bütün bu etkenlerin dışında Rus halkı arasında karizmatik meşruiyetini her geçen gün giderek katlayan; ‘Putin gerçeği’ni de gözardı etmemek gerekiyor. Hakkında şarkılar yazılan, uğruna enteresan projelere imza atılan bir siyasal aktörden, belki ondan da fazlası, bir sosyal fenomenden bahsediyoruz. Elbette bu durumda, Medvedev’in şansı giderek daha da azalıyor.

Müzmin aday: Züganov!

Başkanlık seçimleri demişken, müzmin aday Komünist Parti Lideri Gennadiy Züganov’a da biraz değinmekte fayda var. Züganov’un Komünizm sonrası boş geçtiği bir seçim henüz olmadı. Önce Yeltsin’le yarıştı, sonra Putin’le ve son olarak da Medvedev’le. Hepsine de yenildi ancak hala pes etmiş gibi görünmüyor. Zaten, önümüzdeki sandık için adaylığını aylar öncesinden açıklayan en iddialı siyasetçi de yine o. Züganov’un umutlarını sürekli diri tutan şey, sandıktan hiç birinci çıkmasa da, ikinciliği kimselere kaptırmamış olması sanırım. Hala canlı bir alternatif siyasi hareket olarak kalmayı başaran Komünist Parti’nin, Rus seçmeni nezdindeki bu kredisini, sıfırı tüketene kadar kullanacak gibi görünüyor.

Şimdilik uluslararası bahis şirketleri Putin, Medvedev, Züganov, Jirinovskiy ve Prohorov gibi adaylar arasında bahis yarıştırırken, söylenebilecek en net gerçek, Rusya’da hem başkanlık, hem de parlamento seçimlerini, istikrar ve belki artık bir parça da adalet gözeten-vadeden siyasi aktörlerin ve onların temsil ettikleri siyasal hareketlerin kazanacağı gerçeğidir.

Hayreddin Aydınbaş

Gündem Rusya

* : Bu makale Haber Ajanda Dergisi‘nin Ağustos-Eylül sayısında yayınlanmıştır.


Siz de yorum yazın